Atölye

Uçurumun altı deniz, kenarı ise evi… Ve dik bir ip merdivenle sahile iniş… Böyle bir evde yaşayacağını söyleselerdi, inanmazdı Ece. Şehrin merkezinde olup her şeye yakın olmayı severdi, hayallerinde bile yoktu böyle bir ev… Bir gün en sevdiği hobisini işe dönüştürmek istedi, her beyaz yakalı gibi. Hayali birden bire kendine ait atölyesinde resimlerini yapmak oldu. […]

Sıçrama

Yazdan kalma bir sabaha uyandım bugün, sonbaharın sarı renkleri üzerinden güneş parlıyordu. Uçmak için bundan daha güzel bir gün olamazdı. Keyifle kahvaltımı yapıp uçuş için hazırlandım. Tek başıma gitmek istemiyordum, benim gibi uçmayı seven Meltem’i aradım ve iki saat içinde hazırdık. Suların keyifle taşlardan sıçradığı deniz kenarından havalanmaya karar verdik, uçurumdan aşağıya doğru bakınca denizi […]

Araba

Karımın en sevdiği yemeği yapmaya karar vermiştim, tanışma yıldönümümüz için. Benden her yıl bir sürpriz beklerdi, küçük ya da büyük mutlaka yapmalıydım. Eğer yapmazsam surat asar, benimle konuşmazdı. Onun ise benim için bir sürpriz hazırladığını hiç görmedim, herhalde yıldönümleri bir ona özeldi. Yemek pişmek üzereyken ev telefonunun sesiyle irkildim; cep telefonları çıktığından beri ev telefonumuz […]

Kalem

Odanın kapısı aralıktı, içeriden hiç ses gelmiyordu. Elif, aralıktan başını uzatarak içeriyi görmeye çalışırken sert bir şeye bastı, gözlerini ayaklarına çevirdiğinde odanın kapısından dışarıya doğru saçılmış onlarca kalem gördü. Mert, yazmayı sevmezdi ama kalemlere tutkundu, her boyut ve renkte kalemi vardı. Kalemleri onun hazinesi gibiydi, her gün özenle tek tek düzenlerdi. Tüm o kalemlerin şimdi […]

Rengarenk

Şehir karmaşasından kaçıp sahil kasabasında bir eve yerleşmek, herkes gibi Mercan’ın da hayallerinden biri olmuştu, üstelik o, bir sahil kasabasında doğmuş, okumak ve para kazanabilmek için İstanbul’a gelmişti. Mercan, kimsenin ayak basmadığı sessiz koydaki evde dünyaya gözlerini açtığında mevsim bahardı, tüm bahçe rengarenk çiçeklerle doluydu, çiçeklerde ise keyifle gezinen arılar, kuşlar, böcekler…Çocukken en yakın arkadaşları […]

Saksı

Yıllardır uğramadığı, çocukluğunun geçtiği ev, bugün satışa çıkarılıyordu. Kimse gelmeden eve gidip son bir kez bakmak için sabah erkenden yola çıktı. Evin boyalarının döküldüğünü ve pencere tahtalarının eskidiğini dışarıdan gördüğünde içeri girmekte tereddüt etse de çok sevdiği tahta oymalı kapıya adım adım yaklaştı. Evin etrafı neredeyse bir insan boyu duvarla çevriliydi, o çok sevdiği kapı […]

Tilki

Madam Flore, her sabah evinin önünde oturur, yoldan geçen herkese günaydın derdi. Beline kadar inen kıvırcık bembeyaz saçlarına her sabah özenle şekil verir, en güzel kıyafetlerini giyerek otururdu kapısının önündeki bankta. Küçük sehpasında ise bir fincan kahvesi ve kruvasanı eksik olmazdı. Kruvasanları evininin hemen yanındaki fırından alırdı, fırının ilk müşterisi daima Madam Flore olurdu. Evinin […]

Eksiklik

Dört tane masa ve 8 sandalyeden oluşan küçücük bir kafeydi her sabah kahvesini aldığı dükkan. Kafenin içerisindeki hiç bir eşyadan 2 tane yoktu: aynı masada bulunan 2 sandalye bile birbirinden farklıydı. Her bir eşya özenle tek tek eskicilerden alınmıştı, fincanlar bile aynı değildi. Bu sıradışı dükkan her kahveye ise küçük bir not eklerdi, kimine bir […]