Domates

Mutfaktaydı, her gün olduğu gibi günün yemeği için tezgahın başındaydı. Önce soğanları soyup doğradı, sonra havuçları, patatesleri; ilk önce sebzeleri yıkamıştı, domatesleri ise hep sona bırakırdı. Domatesleri rendelerken aklından günü nasıl geçireceğini planlıyordu, bir anda telefonun gelen posta bildirimi ile yerinden sıçradı, faturalar ve reklam postaları dışında bir şey gelmezdi kutusuna o yüzden domatesleri rendelemeye […]

Harcama

Kahvesinden büyük bir yudum alıp harcama listesine gömülmüştü, bir hayalin gerçekleşmesinin bu kadar masraflı ve zor olacağını tahmin edememişti. Yeni bir şehirde, yeni bir hayattaydı. Birden eskilerden bir koku duydu oturduğu kafede, kokulara karşı her zaman hassas olmuştu. Bu kokuyu en son lise yıllarında vapur iskelesinde duymuştu ve karşısında görmüştü can dostunu. Çok uzun zaman […]

Şaklaban

‘Çalıştır, çalıştır…’ Elleriyle başının her iki yanındaki hayali kolları çeviriyor, aynı iki kelimeyi tekrar ederek aklına yeni bir şaklabanlık gelir mi diye köşesine çekilmiş bekliyordu. Yaptığı her şakaya kahkahalarla gülen arkadaşları en iyi şaklaban yarışmasına katılması için onu ikna etmişlerdi. Finale kadar yarattıkları onu hep bir adım sonrasına taşımış ve herkesi güldürmüştü ama şimdi aklına […]

Kare

Madam Flore, her sabah evinin önünde oturur, yoldan geçen herkese günaydın derdi… Küçük tilki ona yeni arkadaşını getirdiği güne kadar bu rutini hep böyle devam etmişti. Yeni arkadaşıyla birlikte ise yeni bir renk gelmişti hayatına; küçük çocuk her gün okuldan sonra Madam’ın evine uğrar, onunla sohbet eder, oyun oynardı. Ufaklık ile Madam’ın zamanı unuttukları sohbet […]

Radyo

Hanzade, dedesinin evine gidip onun eski radyosuyla oynamayı çok severdi. Dedesi, o radyonun ona büyülü bir kapı açacağını söylemişti. Hanzade bu sözden sonra dedesini her ziyaretinde radyoyu kurcalar bir kapı görmeyi umut ederdi. Bir gün çalışmayan radyodan şarkılar duymaya başladı, dedesi yanına sessizce yaklaşıp ‘artık kapı açılmaya hazır, radyoyu evine götür’ dedi. Eski radyoyu alıp […]

Gül

Ayrılığımızın kırkbeşinci günü, beni bırakıp gitmeseydi, birlikteliğimizin beşinci yılını kutluyor olacaktık bugün. Alışamadım yalnızlığa; hala sol yanım onu arıyor, hala kahvemi içerken ona da bir fincan koyuyorum, hala diş fırçası banyoda duruyor. ‘Bitti artık’ dediğinde evdeki tüm eşyalarını topladı, bir tek banyodaki diş fırçası kaldı bana, bir de evin her köşesinde bize ait anılar… Acaba […]

Cansız

Sepete giremeyen elmalar gibi hissediyordu kendini; cansız, çürümüş, kendisi gibi olanlarla yerde, kaderine terk edilmiş. Aslında her şey, sepetteki elma olmak istemesiyle başlamıştı. O da herkes gibi en iyisi olmak için yarışmıştı, en iyi okullar, en prestijli iş, en güzel ev, en iyi aile… Tüm en iyiler onun olmuştu kısacık yaşamında, sadece en mutlu olan […]

Baykuş

Bahçenin ormana açılan kapısı Tuna için yasak bölgeydi, annesi o kapıdan geçmesine izin vermezdi. Kapı daima kilitli olurdu. Tuna ise ailesiyle birlikte yürüyüş yaptıkları ormanın kendisine tek başınayken neden yasak olduğunu bir türlü anlayamazdı. Sıcak bir yaz günü bahçede kuşları kovalarken Tuna kapının açık olduğunu fark etti. Annesine baktığında mutfak penceresinden ona keyifle el salladığını […]

Kalem

Odanın kapısı aralıktı, içeriden hiç ses gelmiyordu. Elif, aralıktan başını uzatarak içeriyi görmeye çalışırken sert bir şeye bastı, gözlerini ayaklarına çevirdiğinde odanın kapısından dışarıya doğru saçılmış onlarca kalem gördü. Mert, yazmayı sevmezdi ama kalemlere tutkundu, her boyut ve renkte kalemi vardı. Kalemleri onun hazinesi gibiydi, her gün özenle tek tek düzenlerdi. Tüm o kalemlerin şimdi […]