Baykuş

Bahçenin ormana açılan kapısı Tuna için yasak bölgeydi, annesi o kapıdan geçmesine izin vermezdi. Kapı daima kilitli olurdu. Tuna ise ailesiyle birlikte yürüyüş yaptıkları ormanın kendisine tek başınayken neden yasak olduğunu bir türlü anlayamazdı. Sıcak bir yaz günü bahçede kuşları kovalarken Tuna kapının açık olduğunu fark etti. Annesine baktığında mutfak penceresinden ona keyifle el salladığını […]

Kalem

Odanın kapısı aralıktı, içeriden hiç ses gelmiyordu. Elif, aralıktan başını uzatarak içeriyi görmeye çalışırken sert bir şeye bastı, gözlerini ayaklarına çevirdiğinde odanın kapısından dışarıya doğru saçılmış onlarca kalem gördü. Mert, yazmayı sevmezdi ama kalemlere tutkundu, her boyut ve renkte kalemi vardı. Kalemleri onun hazinesi gibiydi, her gün özenle tek tek düzenlerdi. Tüm o kalemlerin şimdi […]

Rengarenk

Şehir karmaşasından kaçıp sahil kasabasında bir eve yerleşmek, herkes gibi Mercan’ın da hayallerinden biri olmuştu, üstelik o, bir sahil kasabasında doğmuş, okumak ve para kazanabilmek için İstanbul’a gelmişti. Mercan, kimsenin ayak basmadığı sessiz koydaki evde dünyaya gözlerini açtığında mevsim bahardı, tüm bahçe rengarenk çiçeklerle doluydu, çiçeklerde ise keyifle gezinen arılar, kuşlar, böcekler…Çocukken en yakın arkadaşları […]

Saksı

Yıllardır uğramadığı, çocukluğunun geçtiği ev, bugün satışa çıkarılıyordu. Kimse gelmeden eve gidip son bir kez bakmak için sabah erkenden yola çıktı. Evin boyalarının döküldüğünü ve pencere tahtalarının eskidiğini dışarıdan gördüğünde içeri girmekte tereddüt etse de çok sevdiği tahta oymalı kapıya adım adım yaklaştı. Evin etrafı neredeyse bir insan boyu duvarla çevriliydi, o çok sevdiği kapı […]

Tilki

Madam Flore, her sabah evinin önünde oturur, yoldan geçen herkese günaydın derdi. Beline kadar inen kıvırcık bembeyaz saçlarına her sabah özenle şekil verir, en güzel kıyafetlerini giyerek otururdu kapısının önündeki bankta. Küçük sehpasında ise bir fincan kahvesi ve kruvasanı eksik olmazdı. Kruvasanları evininin hemen yanındaki fırından alırdı, fırının ilk müşterisi daima Madam Flore olurdu. Evinin […]

Eksiklik

Dört tane masa ve 8 sandalyeden oluşan küçücük bir kafeydi her sabah kahvesini aldığı dükkan. Kafenin içerisindeki hiç bir eşyadan 2 tane yoktu: aynı masada bulunan 2 sandalye bile birbirinden farklıydı. Her bir eşya özenle tek tek eskicilerden alınmıştı, fincanlar bile aynı değildi. Bu sıradışı dükkan her kahveye ise küçük bir not eklerdi, kimine bir […]

Dakik

Yıllardır dakik olması ve zamanı iyi yönetebilmesiyle övünürdü Ece. Tanıdığı herkes bir yerlere yetişme telaşındayken ya da zamanım yok diye dertlenirken Ece’nin böyle bir sorunu hiç olmamıştı. Hatta geç kalmak nedir, onu bile bilmezdi. İş olsun, özel hayatı olsun bir yere şu saatte gelirim diyorsa tam zamanında orada olurdu, onun gibi dakik olmayanları ise beklemezdi […]

Kahve

İş hayatına atıldığında kendine söz vermişti; her sabah kahvesini sakinlikle içecekti. İşe ilk başladığı zamanlar bu sakinlik anlarını evinde yaşıyordu, kendi işini yönetmeye başladıktan sonra ise bu anlarını sahildeki küçük kafeteryaya taşıdı. Her sabah işten önce oraya uğrar, büyük bardakta Türk kahvesini içer, işinin başına öyle giderdi. Yine öyle bir günde sahile doğru yürüyordu ama […]

Manto

Telefonu kapattıktan sonra bir pişmanlık dalgası sarmıştı Limon’un içini, annesine belki sesini yükseltmese anlatırdı nedenini ama yapamadı. İçinde pişmanlıklarıyla mantosunu alıp işe gitti. Limon evden çıkarken tüm konuşmaları duyan kocası aralarını düzeltmesi gerektiğini düşündü. Nasıl yapacağı konusunda hiç bir fikri yoktu ne annesini tanıyordu ne de nerede oturduğunu biliyordu. Evlenirken ondan tek bir söz istemişti; […]