Mum

mum

Şehrin göbeğinde elektriksiz bir yaşam, sanki ütopya gibi geliyor insana… Onların hikayesi de böyle bir ütopyada başladı işte…

Yeliz akşam evde ne yemek pişireceğini düşünerek apartmana giriyordu ki bir anda elektrikler kesildi, cep telefonun ışığıyla onuncu kattaki dairesine geldiğinde arkasından özür dileyen sesle yerinden zıpladı, bir anda kendini korku filminde gibi hissetti. Neyseki sadece karşı komşusuydu seslenen, yıllardır bu dairede oturuyordu ama hiç karşılaşmamışlardı. Kısa bir kendini tanıtma töreninden sonra Cenk, anahtarını kaybettiğini ve cep telefonunun da şarjının bittiğini ve çaresiz kapıda kaldığını söyledi.

Yeliz dinlediği haberleri, internette okuduklarını düşünerek daha önce karşılaşmadığı karşı komşusuna yardımcı olup olmamakta kararsızdı. Çilingiri arayıp telefonunu komşusuna verdi. Cenk, çilingirin elektrikler olmadan gelemeyeceğini duyunca hayal kırıklığına uğradı, kapıda oturmaktan başka şansı yoktu. Yeliz, iyi akşamlar diyerek evine girdi ve kapısının arkasına sanki bir işe yararmış gibi sandalye dayadı; ne ara bu kadar korkak olmuştu?

Saatler birbirini kovalarken elektrikler hala yoktu ve ona bağlı olarak da interneti… Hangi arkadaşını arasa durum aynıydı; elektriksiz, internetsiz… Mobil interneti de olmadığına göre durum çok ciddiydi. Arkadaşlarını aramaktan telefonun şarjının bittiğini fark ederek kendine söylendi ya şimdi karşı komşusu zorla içeri girmeye kalkışırsa, polisi bile arayamazdı, onuncu kattan kimseye sesini duyuramazdı. Gece yarısı olduğunda hala elektrik yoktu merakla komşusuna bakmaya çalıştı kapı deliğinden ama karanlıkta hiç bir şey görülmüyordu.

İnsanın başına ne gelirse meraktan gelirdi ama daha fazla dayanamayarak elinde mumla daire kapısını araladı sabaha karşı, komşunun merdivende üşümüş bir halde uyuyakaldığını görünce haline acıdı ve evinden bir battaniye alarak adamın üzerine örttü. Tekrar evine girdiğinde komşusundan sadece erkek olduğu için korktuğunun farkına vardı, halbuki onun gibi bir bayan olsaydı, kapıda kalsaydı seve seve evine davet ederdi.

Yeni güne gözlerini açtığında hala elektrik olmamasına söylenerek giyinmeye başladı, işe gitmek için kapıdan çıktığında komşusunun gitmiş olduğunu gördü. Battaniyesi ise kapısının önüne bırakılmıştı, üzerinde küçük bir teşekkür notuyla. İşte o notla komşusunun adını öğrenmişti.

İşe gittiğinde elektriksiz hiç bir şey yapamayacakları için herkes evlerine gönderilmişti. Eve dönüşte markette mum almak için uğradı ama bir adet bile kalmamıştı, evinde bulunan tek mumu ise bir gece önce tüketmişti. Bu gece elektrik gelmezse tamamen karanlık bir gece onu bekliyordu.

Cenk ise sonunda evine girmeyi başarmıştı, kulağı kapıda karşı komşusunun gelişini gözlüyordu, gece gelip üzerini örtecek kadar zarif biri. Salonda uyuyakaldığında kız arkadaşı bile gelip üzerini örtmezken, hiç tanımadığı birinin üşümesine üzülen bu kadını tanımak istiyordu. O girerken çıkar gibi yapsa tanışsa diye düşündü, sonra kendine güldü, bu, filmlerde olurdu. Gece kapısını sıkı sıkı kitleyen bir kadını, böyle bir tanışma ancak korkuturdu. Nasıl tanışabileceğini düşünürken uyuyakaldı Cenk.

Yeliz mumsuz gecesini nasıl geçireceğini düşünüyordu, uğradığı hiç bir markette yoktu. Gece kitap bile okuyamadan nasıl zaman geçirebilirdi ki? Çaresiz elinde mum olmadan evine geldi. Hava kararmaya başladıkça karanlığın onu tedirgin edeceğini fark etti.

Cenk uyandığında havanın çoktan kararmış olduğunu gördü, arkadaşlarının dalga geçtiği mumlarının hepsini yaktığında ev sanki projektörle aydınlatılmış gibi geldi ona. Dile kolay tam 150 adet mumu yakmıştı, evinin her köşesine koyduğu mumlarını hep çok severdi, onları hiç üşenmeden her akşam yakardı ama ilk defa bu akşam bu kadar aydınlık hissettirmişlerdi. Evin içini mumla aydınlatıp, terasta şehrin ışıklarını izlemek ona huzur verirdi. Alışkanlıkla yine terasa çıktı şehir ışıklarını izlemek için, karşısında ise şehir yüzünden göremediği yıldızlar vardı bu sefer.

Yeliz, evin karanlığında daha fazla kalamayarak terasına çıktı. Terasından şehri izlemek çok keyifli olurdu ama ışıksız sanki boşluğa bakıyor gibiydi. Bir anda sağ tarafından gelen loş ışıkları farketti, karşı komşusunun terasından geliyordu. Herhalde jeneratörü var diye düşündü, çünkü bir mum bu kadar aydınlatamazdı. Kendi evinin karanlığından sonra komşusundan gelen ışıklar onu cezbetti.

Terasları tahta bir bölmeyle ayrılıyordu, en az ev kadar geniş olan teraslarda bölme o kadar uzak kalıyordu ki orada başka bir daireye ait teras olduğunu unutuyordunuz, Yeliz ve Cenk gibi. Yeliz, ışığın büyüsüne kapılarak tahta panele yaklaştığı sırada Cenk yıldızlara mest olmuş şekilde ‘Yıldızların Altında’ şarkısını mırıldanıyordu.

İşte böyle başladı hikayeleri Yeliz ve Cenk’in, yıldızların altında bir gecede…

*** Yeni kelime: Tekne

5 thoughts on “Mum

  1. Geri bildirim: Atölye - elmalıkedi
  2. Yani artık beni şaşırtmıyor kalemin. Çok akıcı, çok naif, harika♥️

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.