Çerçeve

Günlerden pazartesi, her zamanki gibi temizlik günü… Temizlik sırasında toz alma işini hep sona bırakırdı, ne de olsa süpürge toz kaldırırdı, öyle öğrenmişti.

O pazartesi ise sanki farklı bir gün olacağını hissetmiş gibi önce toz almaya karar verdi: elinde boş çerçeve ile uzaklara dalıp gitti. Arkadaşları bir türlü neden boş çerçeveleri sıraladığını anlayamıyordu, kimseye de söylemiyordu onları mutlu anılar için saklıyorum diye; onun yerine çerçevesini çok beğendim diyerek konuyu kapatırdı.

Telefon çaldığı sırada, elindeki çerçevede kızının gelinlikle fotoğrafının olduğunu düşünüyordu. Arayan Limon’du, ona hiç bir zaman babasının verdiği isimle hitap edememişti hep limonum diye sevmiş, limonum diye seslenmişti. Aralarından su sızmazdı, bir derdi olsa ilk ona anlatırdı Limon’u ya da o öyle biliyordu.

Limon, telefonu açar açmaz uygunsuz bir saatte neden aradığını sordu annesine; uygunsuz dediği saat ise pazar akşamı sekizdi. Kızıyla hep sabahları konuşurlardı, bir gün önce ise kızının sesini duymak gelmişti içinden ve evini aradı. Telefonu küçük bir kız çocuğu açtı, şaşırmıştı ama herhalde misafiri var diye düşündü, sonra telefonu bir erkek aldı. Acaba numarayı yanlış mı çevirmişti, telefonu alan kişi Limon diye birinin orada yaşamadığını söyledi, babasının verdiği isim neydi acaba kızına o an unutmuştu, özür dileyerek telefonu kapattı.

Limon’u işte buna kızmıştı, adını bile hatırlamamasına; doğduğu günden beri annesinden adını duymamıştı ve hiç bir zamanda nedenini açıklamamıştı. Üniversiteyi kazandığı gün kendisine söz verdi Limon, annesi ona nedenini söylemediği sürece hayatındaki önemli olayları anlatmayacaktı. Her gün telefonla konuşuyorlardı, tatillerde birliktelerdi ama ne mezuniyetine gelmişti annesi ne de hayatında yaşadığı diğer dönüm noktalarında yanında olmuştu.

Okulunu birincilikle bitirmişti, annesi ise kürsüde Limon demeyecekleri için törene gelmeyeceğini söylemişti. O sabah tüm içinde kalanları tek tek anlattı annesine, evlendiğini, torunu olduğunu, hayatındaki başarılarını her şeyi anlattı. Tek bir şey sordu annesine: Adını…

‘Senin adın Limon kızım, neden adını soruyorsun?’

Her zamanki cevabı aldı annesinden ve sonra aklına ne gelirse söyledi, bağırdı ve telefonu kapattı.

Annesi çok şaşırmıştı, demek ki artık çerçeveleri boş kalmayacaktı, iyi de neden bu kadar kızmıştı ki Limon’u ona, neden bir fotoğraf bile göndermemişti ki o mutlu günlerinden?

*Birden Kurabiye hikayesinin devamı olsun dedim çerçeve kelimesinin bana hissettirdikleri ve sanki bu hikayenin devamı gelecek gibi.

**Üçüncü kelime ise Manto.

5 thoughts on “Çerçeve

  1. Geri bildirim: Kurabiye - elmalıkedi
  2. Ay çok beğendim yaa… Bi de ismini çok merak ettim😄Çok çok güzel, Manto’yu sabırsızlıkla bekliyorum🌿

  3. Ne güzel spontane bir seri oluşuverdi. Bazen hikaye kendisini yazdırıyor bir şekilde. Manto da çok iddialı. Merak bekliyorum. Kalemine sağlık!

    1. Böyle bir seri yazmak istesem sanırım tıkanıp kalırdım ama bu hikaye dediğin gibi kendini yazdırıyor… umarım devamı da aynı keyifle gelir 😊

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.