Beni Ödülle Cezalandırma // Özgür Bolat

Eylül ayında raflarda yerini alan Beni Ödülle Cezalandırma kitabı ilk gördüğüm andan itibaren bende merak uyandırmıştı ismi nedeniyle. Günümüzde hemen hemen herşeyin ödüle bağlanması buna rağmen başarılı ve mutlu insanların azlığı kitabı okumak için bende merak uyandırdı, kitap hakkında birkaç tavsiye duyunca da tek solukta okudum.

Genelde çocuk yetiştirme için rehber tarzı hazırlanan kitaplar onu yapın, bunu yapmayın şeklindedir. Ancak Özgür Bey kitabın ilk bölümünde anlattığı bilimsel araştırmalarda neden ödülün yanlış olduğunu çok güzel örnekliyor. Altını çizdiğim o kadar çok satır oldu ki, çocuk yetiştiren her birey bence bu kitabı mutlaka okumalı, tabi başta ebeveynler ve öğretmenler…

Yazar, ödül iç motivasyon yaratmadığından bireylerde gelişim ve öğrenme sağlamadığını belirtiyor. Buna en güzel örneği de, hepimizin kullandığı “ödevini yaparsan bilgisayar oynayabilirsin” ya da “yemeğini yersen televizyon izleyebilirsin” cümleleri. Cümleler size de çok tanıdık gelmedi mi, hangimiz bu ve bunlara benzer cümleler kullanmadık ki. Bu şekilde çocuklara ödev yaptırılmak istendiğinde çocukların ödevi zevk aldıkları bilgisayar oyununa engel olarak gördüklerini ve öğrenmek için değil bir an önce bitirmek için yaptıklarını söylüyor ya da tam tersi hiç yapmadıklarını. Aynı şey yemek konusunda da geçerli diyor, yemeği televizyon izlemek için engel gören çocuk yemek yemeyi sevmiyor ve iştahsız oluyor.

Peki ne yapalım da çocukların iç motivasyonunu artıralım derseniz o zaman kitabın sayfalarını çevirmeye başlayın derim. Benim için şu anda yemek konusu bildiğiniz kabus olduğundan onun çözüm önerisini paylaşayım sizinle; çocuğa televizyonla yemek yedirmek ya da yemekten sonra televizyon açmak veya tatlı yemesine izin vermek gibi aktiviteler çocuğu yemekten tamamen soğutur ve yemeği gereksiz görmesini sağlar diyor. Onun yerine ilk olarak evinizin kuralları olsun ve bu kurallara siz de uyun diyor. Örneğin yemek saatleri belirli olan çocuk, aç kalmayacağını bildiğinden öğün aralarında abur cuburla karnını doyurup yemek zamanında yememe krizlerine girmez diyor, çok mantıklı değil mi? Benim evimde yemek saatleri düzenlidir yine de aynı kriz var diyorsanız çocuğunuzla konuşun diyor neden yemek istemediğini sorun diyor. Sebebini öğrendikten sonra ve o sebep ortadan kalktıktan sonra hala devam ediyorsa bu sefer bedel ödetin diyor. Farkındaysanız ceza yada ödül demiyor. Bedel ödetmeyi yemek örneğinden devam edersek; “yemek saatimiz bitti istersen kendine yemek hazırlayabilirsin ya da bir dahaki yemek saatine kadar bir şey yemezsin” derseniz bedel ödetmiş olursunuz diyor. Bu arada tabi bu cümleyi yüksek sesle ya da kızgın bir ses tonuyla söylememeniz gerekiyor o zaman çocuk ceza olarak algılıyormuş ki ödül gibi cezayı da önermiyor yazarımız.

Kitaptan altını çizdiğim birkaç cümle ile sonlandırayım yazımı, kitabı tüm ebeveyn ve öğretmenlere tavsiye ederim… İyi okumalar…

  • Ödül verdiğiniz zaman, kişi sadece kendisine ödül getirecek noktaya odaklanır.
  • Bir ortamda öğretmen veya aile ne kadar çok ödül kullanırsa, çocuk da o kadar performans odaklı olur ve kolay işleri seçer. Bu da gelişimi durdurur.
  • Ödülü bir ya da iki defa çocuğun hiç deneyimlemediği bir etkinliği deneyimletmek için kullanabilirsiniz. Ama o durumda bile hemen iç motivasyon oluşturmalısınız.
  • Kendi ihtiyacını değil de çocuğun ihtiyacını öncelikli hale getiren aile, çocuğunu kontrol etme ihtiyacı duymaz ve doğal olarak ödül, ceza gibi kontrol mekanizmalarına başvurmaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.