Şimdi Okullu Olduk

Evet benim küçük sıpam artık okullu oldu, Tolga’mın hayatının büyüme noktalarından birini daha geçtik sanırım ya da geçiyoruz desem daha doğru olur. Hiç kimsenin 4 yaşında okula başladığı günü net olarak hatırladığını sanmıyorum ama Tolga’mı gözlemlediğim kadarıyla dünyasında büyük bir değişim oluyor. Düşünsenize evinizdeki krallığınız bitiyor ve içinde kuralların olduğu bambaşka bir dünyaya adım atıyorsunuz.

O ilk adım için biz ebeveynlerin yaşadığı stres ise bambaşka bir boyut:

Okulu araştırmak, karar vermek, doğru bir okul mu seçtik diye düşünmek, nasıl başlayacak, alışacak mı soruları okuldan içeri girinceye kadar peşinizi bırakmıyor, gerçi hala peşimde o sorular ama olsun. Çocuğun hayatı değişiyor nasıl olacak acaba diye düşünüyoruz ya aslında çocuğu değil kendimizi düşünüyoruz bu soruyla onu anladım. Okula başlama tarihi gelinceye kadar küçük sıpam evde kendi krallığında yaşıyordu tabi onunla birlikte bende krallıkta yaşamımı sürdürüyordum. Ne zaman tarih yaklaştı benimde kafamda acaba soruları dolaşmaya başladı, alışacak mı diye; okulumuzda ilk ayı geride bırakırken fark ediyorum ki o sorunun alışabilecek miyim olması gerekiyormuş.

Biraz anne olarak içimi dökeyim, benim gibi olan anneleri de yanıma çağırayım 🙂

Çalışan bir anneyseniz her gün işe giderken bir parçanız evde kalır onunla birlikte aklınızın bir kısmı da; acabalar hiç peşinizi bırakmaz, en güvendiğiniz kişilere bile emanet etseniz kıymetlinizi yine de yanında siz olmadığınız için kendinizi suçlarsınız. Bu suçluluk duygusu gelgitleriyle peşimi hiç bırakmıyor, bazen iyi ki çalışıyorum oğlum ayakları yere basan bir anne görüyor diyorum; bazen evde olsam da tüm günümü oğluma ayırabilsem diyorum. Sanırım Tolga kaç yaşında olursa olsun bu gelgitler hep olacak çünkü ben bir anneyim.

Benim kıymetlimi işe başladığım andan itibaren en güvendiklerim, annelerim baktı, bu konuda şanslı kısımdaydım en azından hiç tanımadığım kişilere bırakmadım işe giderken. İşe başladığımda henüz 9 aylıktı küçük sıpam, ilk günler manyak gibi ne zaman kaka yaptığına kadar soru yağmuruna tutuyordum annemleri, benim kıymetlim annelerimin 2 kat kıymetlisi olduğunu unutarak.

Günler ayları, aylar yılları kovalarken bir de baktım benim küçüğümün okula başlama zamanı gelmiş. İşte o zaman size gelgitler yaşatan evdeki bakımından da mahrum olacağını idrak ediyorsunuz. Kıymetlinizi yeni tanıdığınız daha doğrusu sadece isim olarak tanıdığınız kişilere emanet etmek zorunda kalıyorsunuz. O yüzden araştırmak daha da bir önemli hale geliyor.

Mayıs ayında okulları gezdik eşimle, eğitim önemli ve okul hayatına nasıl başlarsa öyle gider diye bir inancım var, belki doğru belki değil bunu zaman gösterecek ancak yeni okula başlayacak bir çocuk için gösterilecek ilginin de en az eğitim kadar önemli olduğunu düşünüyorum. Önce oturduğumuz bölgedeki kolejleri gezdik tek tek ve itiraf edeyim hepsi eğitimde iyi olduklarını kanıtlamış okullar olsalar da hiç birine içim sinmedi. Evde el bebek gül bebek kıymetlim bu okullarda nasıl yapar diye düşünmeye başladım. Gittiğimiz tüm okullardan broşürler almıştık, hepsini internette araştırdık ama tek bir okul (oğlumu yazdırdığımız okul) dışında hepsi bizi müşteri karşılar gibi karşılamıştı. Hatta bir okul randevusuz geldiğimiz için okulu gezmemize bile izin vermedi ki gittiğimiz tüm okullara randevusuz gittik.  Sonra oğlumu yazdırdığımız okulu daha doğrusu kreşi gezdik, sahibinin kapıda karşılaması ile işte burası dedim kendime sanki aileden biri gibi karşıladılar bizi ve okulumuza o an farkında olmadan karar verdik.

Eylül ayı ile birlikte kıymetlim okula başladı. Gideceği ilk gününün gecesi heyecandan sabaha kadar uyuyamadım, ilk defa aileden olmayan kişilere emanet edecektim oğlumu. Okulun zilini çaldığımızda  bizi sahibi kapıda sanki torunu gelmiş gibi karşılayınca tekrar iyi ki burası dedim. İlk iki gün okulda öğleye kadar sıpamla birlikteydik, 3.gün ise bizim için ayrılık vaktiydi. Sıpam yanında olduğum sürece sınıfındaki arkadaşları ile oynanan oyunlara dahil olmuyordu, en sonunda öğretmeni bir bahane bul ve git dedi. Bahaneyi bulmak kolaydı da okuldan giderken boynuma sarılışı ve anne bende seninle gelmek istiyorum demesi psikolojik olarak çok yıpratıcıydı. İşin ilginç kısmı ise benden ayrılmak istemeyen çocuğun, kapıdan çıktıktan sonra keyifle arkadaşları ile oynaması.  İlk iki hafta acaba sorun olur da beni çağırırlar diye yıllık izindeydim. İzinde olduğum süre sabahları okula gitmek istemiyorum krizleri olsa da, işe başladıktan sonra krizlerimiz azaldı (şimdilik sadece 2 kez yaşadık). İşin ilginç yanı ise evden okula gitmek istemiyorum diye çıkan çocuk okula vardığımızda el sallayıp sınıfına giriyor.

Bu kadar uzun yazının kısacık özeti, hiç tahmin etmediğim kadar hızlı alıştı okuluna aman nazar değmesin. Tabi okulla birlikte minik hastalıklarımız da başladı ama o küçük öksürükler de nazar boncuğu olsun. El üstünde tutularak büyütülen bu ufaklıklar okula başladığında olurmuş böyle bağışıklık sistemi kendini ortama alıştırasıya kadar. En büyük dertlerimiz bunlarla sınırlı kalsın.

Geçen yıl yazdığım Tuvalet Alışkanlığı yazımda, bir dahaki mihenk taşımız okul macerası olur sanırım yazmışım nitekim de öyle oldu 🙂 Şimdi sırada ilk okula başlama maceramız olacak galiba… Sevgiler…

 

3 thoughts on “Şimdi Okullu Olduk

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir