Sağlıklı Yaşamı Öğreniyorum

İki aydır dilimden düşmüyor sadeleşme, okuyorum, yazıyorum, anlatıyorum… Kasım ayı başında bir minimalism challenge ya da herkesin anlayacağı şekilde sadeleşme diyeti denemiştim. Challenge meydan okuma anlamına geliyor biliyorum ancak şahsen bir aylık yapmış olduğum challenge bir meydan okuma olarak değil bir diyet olarak görüyorum. Hayatımı sadeleştirmek adına yaptığım bir diyet.

Bir ay önceki yazımda paylaşmıştım diyet maddelerini, her güne bir madde vardı; kiminde tüm gün offline kal diyordu kiminde kendine bir hedef belirle. Bir ay boyunca her maddeyi yapmanız bekleniyor doğal olarak ama ben hepsini günü gününe yapamadım. Amacım zaten sadelik felsefesini biraz daha benimsemekti o yüzden kendimi zorlamadım, en fazla yarısını yapabilmişimdir. 30 maddeyi günü gününe yapan başarılı sayılıyorsa başarısız oldum.

Bu süreçte sağlıklı yaşamayı öğrendim tabi, o zaman da başarılı oldum diyebilirim. Sadeleşen, minimal yaşamı tercih edenler hep daha az ile yetiniyor doğru ama bunun yanında sade hayatın adımlarından biride sağlıklı olmak. İşte ben bu ay sağlıklı olmayı öğrendim. Nasıl mı? Artık daha çok su içiyorum, yatmadan önce ve sabah kalkar kalkmaz bir bardak su içmeyi alışkanlık haline getirdim. Şimdiye kadar hiç gün içerisinde ne kadar su tükettiğimin takibini yapmamıştım, şimdi en azından takip ederek her gün 2 litreyi tamamlıyorum. Ve bir noktadan eminim ki su içtikçe kendimi daha dinç hissediyorum. Hani kahve için ayılın, yorgunluğunuz gitsin diyorlar ya; onun yerine su için, farkı kendinizde göreceksiniz.

Suyu alışkanlık haline getirmeden önce bir hafta su diyeti yaptım. Yok canım sadece su ile yaşamadım, sadece bir hafta boyunca sıvı olarak su tükettim; çay, kahve, meyve suyu, soda vb. hiç bir şey içmedim. Normalde işyerimde sabah ve öğleden sonra ikişer kez çay saati vardır, bende bu çay saatlerini hiç es geçmezdim. Su diyetinden sonra çay içmek içimden gelmedi, şimdi yalnızca sabah çay içiyorum ve öğleden sonra bir fincan yeşil çay içiyorum. Günde 2 fincan kahvem ise hala vazgeçilmezim. Ama o da su diyetinden sonra biraz değişti, diyetten önce en az 2 fincan içerdim, şimdi 2’den fazla içtiğimde rahatsızlık duyuyorum.

Yaptığım challenge maddelerinden birinde sabah ritüeli oluşturun diyordu. Benim için en faydalı madde bu oldu. Artık sabahları kahvaltı yapmadan evden çıkmıyorum. Hani Cemal Süreya’nın dizeleri var ya “kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı” diye, kesinlikle var. Evde kahvaltı yapamadığım günler daha agresif ve daha kolay stres altına girdiğimi fark ettim, bunu da tabi denemeden önce bilmiyordum bana göre işim stresli, monoton ve sıkıcıydı. İşim için düşüncelerim çok değişmedi ama artık daha pozitif yaklaşıyorum. Okudukça öğrendim ki, sabah yataktan çıkıp giyinip işe gitmek insanlarda daha fazla stres yaratıyormuş. Çünkü kendinize zaman ayırmadan güne başlamış oluyorsunuz, benim için kahvaltı kendime ayırdığım bir zaman o yüzden beni mutlu ediyor. İş günleri kahvaltı yaparken tüm ev halkı uykuda olduğu için, kendime bir ödül gibi oluyor. Güne kendim için başlıyorum, sırf kahvaltı yapmak için yarım saat erken kalkıyorum. İlk günler itiraf ediyorum zor geliyordu uyanmak, sıcak yataktan çıkmak. Kendimdeki değişimin farkına vardığımda ise artık alarm çalmadan uyanır hale geldim. Gerçi hala inatla yatakta alarmın çalması bekliyorum ama beni uyandıran alarm değil artık.

Kahvaltıyla birlikte hayatıma eklediğim bir değişiklik, ya da hayatımdan çıkarttığım bir alışkanlık diyeyim fast food ve çikolata oldu. Haftada en az bir gün fast food yiyordum, kendime bunun beni mutlu ettiğini söylüyordum. Ve çikolata, kahvenin yanında olmazsa olmaz… Evet, aynen böyle düşünüyordum, kahve ve çikolata birlikte olmalı,  o kadar ki oğlum bile evde kahve yapıldığında çikolata yemiyor musunuz diye soruyordu. Çikolatayı tamamen hayatımdan çıkartmadım, ama artık her gün kahveye eşlik eden çikolatalarım yok, çekmecemde kuruyemiş var çikolata istersem onları yiyorum. Çikolatayı kendime bir ödül gibi hafta sonu yiyeceğim demiştim, ancak hafta sonları da artık aramıyorum, varsa yiyorum ama özellikle evde olmalı demiyorum. Her gün 2 porsiyon meyvemi mutlaka yiyorum ve daha fazla dengeli beslenmeye dikkat ediyorum.

Beslenme düzenim alışkanlık halini geldi bir ayın sonunda, olur da sağlıksız bir şeyler yersem kendimi rahatsız hissediyorum, ama yine de arada ufak kaçamaklarım oluyor. Ve farkında olmadan sağlıklı beslenerek 2 kilo zayıflamışım, ayrıca vücudumdaki şişkinliğin azaldığını fark ediyorum. Şimdiki aşamam hayatıma sporu bir alışkanlık olarak dahil etmek olacak. Akşam eve gittikten sonra oğlumla ilgileniyorum, spora zamanım yok diyip duruyorum kendime, şimdi kendimi spora ikna etmeliyim. Sağlık için hareketin, sporun olması gerektiğinin farkındayım ancak hala bunun için kendime zaman yaratmıyorum. Bakalım ilerleyen günler de beni neler bekliyor 😉

Unutmayın, sadeleşmek güzeldir…

3 thoughts on “Sağlıklı Yaşamı Öğreniyorum

  1. ahhh çikolata ahhh tatlı şeyler…biskuvi vs…
    7-8 kilo almışım…50 ye dönmek için çırpınıyorum..ama sanki çırpındıkça kilo alıyorum ahaahaahh 🙂
    2 akşamdır ip atlıyorum 🙂
    ekmek makarna pilava mesafeliyim.. bugün bu saat oldu şükür hala çikolata yemedim 🙂 ama öğleden sonra için endişeliyim 🙂
    açık ofis.. 20-30 kişi…. birileri birşey ikram etmesin nooluuuurrr böhhüü
    hemen atlıyorum ve yine bozuluyor diyet..
    amma dertliymişim demi 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir