Sineklerin Tanrısı / William Golding

Beni bu kadar etkisinde bırakan bir roman okumamıştım uzun süredir.

Sevgili Betül’ün blogunda kitap hakkında yazdığı birkaç satırı okudum aylar önce, okuduktan sonra da merak etmeye başladım konuyu. İlk konusunu okuduğumda yıllar yıllar önce okuduğum Alex Garland’ın yazdığı The Beach-Kumsal romanı aklıma geldi. Kumsal’ı çok zevk alarak okumuştum, kimse tarafından bilinmeyen gizli bir koyu arayıp bulan ve orada yaşamaya başlayan 3 gencin hikayesini anlatıyor. Sineklerin Tanrısı ile Kumsal birbirinden çok farklı olsa da, Sineklerin Tanrısı’nda da aynı tadı almayı düşünerek okumaya başladım.

sineklerin tanrısı

Yaşları 6-12 yaşlarında değişen erkek çocuklarının nükleer savaştan korunmak için bindirildikleri uçak kaza yaparak ıssız bir adaya düşüyor. Kazadan yalnızca çocuklar kurtuluyor ve kitabımızda bu çocukların adadan kurtulabilmek adına yaşadıklarını anlatıyor. Konuyu böyle yazınca sanki bir çocuk romanı gibi bir izlenim verse de, okurken benim bile bu kadar da olmaz dediğim detaylar çocuk romanı olmadığını kanıtlıyor.

Romanda 3 ana karakter, Ralph, Jack ve Domuzcuk var. Diğer çocuklar ise yardımcı rollerdeler. Domuzcuk akılı, Ralph uygarlığı ve Jack ise şiddeti temsil ediyor. Çocukların düştükleri ada meyve ve su açısından verimli bir ada, ancak bu güzel ada kitabın ilerleyen bölümlerinde Ralph ve Jack’in liderlik savaşına tanık oluyor. İşte bu kadar da olmaz dediğim detaylar bu noktada başlıyor. İnsanoğlunun ne kadar vahşi olabileceğini ve bu duruma gelirken de nasıl etrafındakilerin görmezden gelebileceğini çok güzel betimlemiş Golding. İlk defa bir kitabı hem okumak istedim, hem de burada bırakayım sonuna kadar okumayım dedim. Tabii sonunun ne olacağı merakım ağır basarak kitabı bitirdim.

Şahsen insanoğluna farklı bir açıdan bakmak isterseniz okumanızı tavsiye ederim. Günümüzde yaşadığımız vahşilikler bu kitapta yaşananları çok masum bıraksa da, Golding insanların nasıl vahşileştiklerini ve sonuçlarını göstermiş bizlere. Kitabı daha iyi anlamak için yazıldığı dönemi de göz ardı etmemek lazım. Kitap 1954 yılında 2. Dünya savaşını gören, yaşayan biri tarafından yazılmış, İnsanoğlunun vahşiliğini birebir yaşayan biri tarafından.

Hayatımın boyunca konusunu ve bende bıraktığı etkiyi kolay kolay unutamayacağım kitaplar arasında Sineklerin Tanrısı… Okuyun keyif alırsınız diyemiyorum, ancak okuyun uygarlık, dürüstlük, akıl ve şiddeti bir de bu masum! küçük çocukların gözünden yaşayın…İyi okumalar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.