Ocak Ayı Biterken

Günler geçiyordu…

İş hayatıma başladığımdan beri doğum iznim hariç ilk defa bu kadar uzun süreyi evde geçirecektim. Ocak ayı başlarken çok uzun bir ay başlıyormuş gibi hissediyordum. Ocak ayı biterken ise ilk defa dolu dolu geçen bir ay olduğunu düşünüyorum, yine çok hızlı geçti ama bu sefer çok keyifliydi.

Küçük bir sağlık problemi nedeniyle evde olacağımdan doğal olarak herhangi bir gezi planı yapmadım ve böyle olunca da ay bitmez gibi geliyordu. Kendim için bir sürü ocak ayı içerisinde yapılacaklar listesi hazırlamıştım, onları yaparım üstelik kendim için de bol bol zamanım olur diye düşünüyordum.

Daha önce doğum iznimde 9 ay evdeydim ama o zaman yeni sıfatım annelik ve evde yeni yaşama alışma çabalarımla kendim için hiçbir şey yapmadığım, sadece oğlumla ilgilendiğim bir 9 aydı. Şimdi ki 1 aylık süreç ise benim için neredeyse yeniden doğmak gibi oldu ve modern köleler olarak yaşadığımızın ispatı oldu.

Hadi gelin size 1 aylık evcilik oyunumu anlatayım, hazırsanız başlıyorum:

Aralık ayı sonunda geçirdiğim operasyon nedeniyle kendimi yormadan günlerimi geçirmeliydim bunun içinde yapılacak en iyi şey okumak ve izlemekti. Bende aya izleyerek başladım, arkadaşlarımın önerdiği Stranger Things dizisi ile başladım izlemeye. Diziyi resmen soluksuz izlediğimi itiraf ediyorum ama 2 sezonu da bittikten sonra bu dizi için harcadığım zaman boşa gitmiş gibi hissettim. Arkasından başka bir diziye başlamak için de kendimi motive edemedim. Onun yerine şimdiye kadar hiç izlemediğim Yüzüklerin Efendisi filmini izlemeye karar verdim. Onun da ilk filmini izleyip devamını izleyemedim. Televizyondan koptuğum dönemde tamamen ekrandan ayrıldığımı keşfettim bu sayede.

Kesin anlatmışımdır, oğlumun doğumu ile televizyon hayatımdan çıkmıştı. Sadece çok severek izlediğim Game Of Thrones vardı o kadar, onu da malum sezonlar hemen bitiyor sizi çok fazla ekrana bağımlı yapmıyor. İşte televizyonu hayatımdan çıkararak gerçekten birçok şeye zaman yaratabildiğimi tekrar tekrar fark ettim. Diziyi izlediğim günlerde, evet itiraf ediyorum 1 haftada 2 sezonu izledim, sadece dizi izlediğimi gördüm; ne diziden sonra kitap okuyordum ne de başka bir şey yapasım geliyordu. O yüzden ekran maceramı tek dizi ve birkaç filmle noktaladım. Gerçi film izlemeyi seviyorum, ama onda da seçiciyim artık, sırf herkes izledi diye izlemiyorum ve çoğu zaman oğlum uyuduktan sonra izlediğimden zaman kaybı gibi gelmiyor.

Dizi maceramdan sonra kendimi okumaya verdim 🙂 Neredeyse 1 yıl önce aldığım ama okumak için ona özel zaman olmasına inandığım Kurtlarla Koşan Kadınlar’ı elimden düşürmeden neredeyse her satırının altını çizerek keyifle okudum. Sadece Kurtlarla Koşan Kadınlar değildi 1 ay boyunca okuduğum ama her gün bir şekilde elimdeydi bu kitap, kesinlikle zamanı geldiğinde her kadının okumasını tavsiye ederim. Ama zamanında okumak önemli bence, kitabı ilk aldığımda okumaya başladığımda sevmemiştim, giriş bölümünü okuyup kitaplığıma koymuştum. Aradan 2-3 ay geçtiğinde tekrar okumaya başlamış, giriş ve ilk bölümü okuyup yine devam edememiştim. Bu ay ise sanırım zamanı gelmişti, zevkle okudum. Diğer okuduğum kitapları da bir sonraki yazımda anlatırım…

Ayın ortasına doğru kendimi zorlamadan hareket etmeye başlayacak durumu gelince de aylardır aklımda olan ama zaman bulamadığım mutfağıma el attım: tüm dolaplar tek tek elden geçti atılacaklar atıldı, verilecekler verildi ve ilk defa mutfakta kendimi huzurlu hissettim. Çalışırken hafta içi annemler oğluma baktığı için sağ olsunlar benim yemek yapmama gerek kalmıyor, onlar hallediyorlar. Hafta sonları da hafta içi işte olmanın acısını çıkarırcasına dışarıda olduğumuzdan mutfak çok uğradığım bir yer olmuyordu. Nedense yaptığım yemekler de çoğu zaman lezzetli olmuyordu. Meğer tek sebebi kendimi mutfağa ait hissetmemekmiş. Evet, yanlış okumadığınız, kendimi mutfağa ait hissetmiyordum ve yemek yapmayı sevmediğimi iddia ediyordum. Çünkü ne zaman mutfağa girsem düzeltmem gereken, elden geçirmem gereken bir yer olarak görüyordum. Baharat dolabımı açtığımda aradığımı bulamayınca sinirleniyordum, çatal kaşık çekmecemi açtığımda gereğinden fazla olan bıçaklar sanki bana batıyordu, kahve köşemdeki dolabımda her gün bardaklar üzerime geliyordu. Kendimi mutfakta huzurlu hissetmeyince de hiç bir şey yapasım gelmiyordu, yaptıklarım da lezzetten uzak sadece öğün geçiştirmek için yemekler oluyordu. Her şeyi bir kez elden geçirince ise kendimi mutfağıma ait hissetmeye başladım. Benim lezzetli yemekler yapmam için kendimi ait hissetmem gerektiğini öğrendim. Bundan sonra mutfağımı unutmamam gerektiğini kendime hatırlatmam da yarar var sanırım 🙂

Ve bu ayın bana en güzel katkısı planlı olmak oldu. Daha önce bahsetmiştim bullet journal yapmaya başladığımdan, asıl evde olunca çok işe yarıyormuş kendine ait bir ajanda. Yapılacaklar, alınacaklar, planlananlar, okunacaklar aklıma ne gelirse,  hepsini listeledim. Liste insanı olmadığımı düşünüyordum ama aslında listelere yapıldı diye tik atamadığım için liste adamı değilmişim. Orada gördüğüm her tik beni daha fazlası için motive etti. Size de tavsiye ederim.

Peki, bu kadar uzun uzun yazdıktan sonra ev mi iş mi derseniz, evden çalışmak için kendimi yaratmalıyım derim. Çalışmadan hep aynı şeyleri yaparak kendimi eksiltirim, bunun farkındayım. Evet, okumayı seviyorum her an okuyacak bir şey bulabilirim ama okumak bana yetmiyor yaratmalıyım da.

Evrene olumlamamı gönderiyorum: evden zevkle yaptığım işe (tanımı şimdilik bende kalsın) sahibim, giderlerimi karşılıyor birikim bile kalıyor bana, artık modern bir köle değilim, hayatımı kendim planlıyorum. Sabah kahvemi içerken birkaç satır karalıyorum, bazen küçük çarpılarımla kendimi kaybediyorum ama günü yalnızca kendim ve ailem için yaşıyorum. Her zamankinden daha mutluyum, daha umutluyum çünkü günümü ben yaratıyorum.

Kim bilir belki bir gün…

8 thoughts on “Ocak Ayı Biterken

    1. onları kasım ve aralık ayında izlemiştim 🙂 uzun uzun daha önceki yazıda yazdım diye tekrar dile getirmedim 😉

      1. Evet onu okumuştum ve üzerine instagram’dan iki film önermiştim Slumdog Milyoner ve Lion 😉 onları izledin mi diye merak ettim. Ekranla arana mesafe koymadan bu iki filmi mutlaka izle☺️♥️

        1. Slumdog Milyoneri izledim ama Lion’u hala izleyemedim, onu da en kısa zamanda izlemek istiyorum… Slumdog Milyoner de çok güzel bir filmdi, tavsiye için çok teşekkürler 😉

  1. Ne mutlu sana.. Evde olmayı özlüyorum. 19 yıldır aynı yerde aynı görevde çalışıyorum. Bitkinim açıkçası.Ama şu an başka çarem yok varsa da halim yok.
    Geçmiş olsun umarım sağlığın daha iyidir..

    1. Geçici bir sürede olsa evde olmak resmen pillerimi şarj etti, keşke iş hayatı süresince en azından 4-5 yılda bir aylık molalar alabilsek eminim ki herkesin verimi çok daha fazla artar… küçük bir operasyon dinlenmem için bahane oldu bana, çok şükür şimdi herşey yolunda 🙂 Umarım senin için de herşey istediğin gibi olur…

  2. Evden çalışmanın olumlu yanları ve zorlukları diye ben de bir yazı yazabilirim 🙂
    Harika bir duygu, dileyen herkes dilerim bu şekilde çalışır. Ancak, dışarıda olmanın da bize çok fazla artısı varmış, ben de bunu öğrendim.
    Yeniden geçmiş olsun Elvan.
    Sevgiler…

    1. Kesinlikle yazmalısın, evden çalışmak kulağa çok güzel gelse de eminim zorlukları da vardır. Bir ayı sadece ev hanımı modunda geçirdim ama çalışarak geçirseydim eminim farklı şekilde tecrübe ederdim, yine de bir gün mutlaka diyorum 🙂
      Geçmiş olsun dileklerin için çok teşekkür ederim 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir