Çandarlı…

Bu hafta sonunu 2000 yılından beri yaz anılarımızı biriktirdiğimiz, sadece yaz mı yılbaşı, bayram tatili ne zaman tatil olsa gittiğimiz, Çandarlı’da geçirdik. Yılların bizden götürdükleri Çandarlı’yı da es geçmedi ne yazık ki. Şen şakrak geçen yazlarımızın yerini artık sessiz sedasız günler alsa da Çandarlı’dan vazgeçmem.

çandarlı 1
Çandarlı  çoğu kişi için belki bir şey ifade etmez ama benim için anlamı çok fazla; gençliğim, abim, kocam her şeyim. İlk annemler yazlığı aldıklarında liseye yeni başlayacaktım, ortaokulu bitirdiğim yazdı. O zaman binalar yeni bitmiş, ne teras ne bahçe hiç bir şey yoktu. Evlerin önü boyumuzla bir ot kaplıydı. İşte o sene ilk yazlık arkadaşım ile tanıştım. İkimizde bu dağda ne işimiz var, başka yer mi yok diye evden dışarı çıkmıyorduk; annelerimizin kolumuzdan çekiştirmesi ile tanıştık.

çandarlı 2
İyi ki tanışmışız, sonra bir baktık grubumuz büyümüş sitemizin ilk gençliği olmuşuz. 2006 yılına kadar en güzel yazlarımız orada geçti. Sabah gözümüzü açar açmaz günaydın dediğimiz, gece yatarken son gördüğümüz kişilerdi arkadaşlarımız. Her sabah aynı saatte denize indiğimiz, diğer siteyle yaptığımız voleybol maçları, öğle yemeklerini, suyumuzu paylaştığımız, akşam güneş batınca eve döndüğümüz; acele ile yemek yiyip tekrar hep beraber şarkılar söylediğimiz, güldüğümüz, büyüdüğümüz yer Çandarlı. Karga seslerimizle belki yüz kere söylemişizdir “Sevdan bir ateş oldu bende, gönlüm bir deli coştu senle” diye.

çandarlı 3
Sonra yaşadığımız kayıplar büyüttü bizi istemeden. Birde işin içine işe başlayışlar, evlenmeler, çoluk çocuk girince farkında olmadan yıllar geçti. Geriye dönüp baktığımda dün gibi olanlar anıların üzerinden neredeyse 10 yıl geçmiş. Teraslardan birbirinin şerefine kaldırılan kadehler yok artık, sabah günaydın dediğimiz yüzler de değişti; kimisi tası tarağı toplayıp gitti; kimisi geride arkadaşlarını, sevdiklerini istemeden bırakarak gitti.

küçük sıpam ve çandarlı
Şimdilerde Çandarlı benim için kafa dinleme yeri. Şehrin stresinden, gürültüsünden uzaklaştığım, ayaklarımı uzatıp keyif yaptığım dinlenme yeri. Salıncağıma kurulup oğlumun kumlarla oynayışını izlediğim, bazen kitabımı okuduğum, bazen küçük çarpılarımı yaptığım her baktığım yerde bir anısı olan mabedim. Bir mekan ve bu kadar çok anı. Bu hafta sonu anılar vardı bol bol; deniz, kum, güneş üçlüsü beni çekmedi. Önümüzdeki haftalarda da umarım bu üçlü ile hasret gideririm.
Benim hafta sonum böyleydi, yeni hafta sonunu iple çekerek, iyi haftalar diyorum…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.