Sadelik Her Yerde

Bu ay elime hangi dergi geçse bir sadelik dosyası var; dekorasyon, moda, psikoloji… Her hangi bir dergide karşıma çıkıyor. Önce algıda seçicilik dedim ama yok bildiğin moda olmuş sadelik, değerinden kaybetmiş gibi hissetmeye başladım dergilerde sadelik dosyalarını gördükçe. Sahi neydi sadeleşme?

Mobilyaları bembeyaz alıp, birkaç minimalist obje yerleştirmek miydi?

Saatlerce uğraşıp, sanki hiç yapılmamış gibi görünen sade bir makyaj yapmak mıydı?

Tonlarca para verip yıllardır giyip eskitmiş gibi görünen sade giysiler miydi?

Sadeleşme bunu gerektirir diye gidilen yoga festivalleri miydi?

Hiç biri değildi sadelik… Mobilyalarınız bembeyaz olmasa da, o çok tarz görünen minimalist objeyi almasanız da, hiç makyaj yapmasanız da ya da çok makyaj yapsanız da, dolabınızda var olan giysileri giyseniz de, cafcaflı rengarenk giyseniz de, yoga yapmasanız da sadeleşebiliyorsunuz, biliyor muydunuz?

Yukarıda yazdıklarımın hepsi şu anda moda onu fark ettiniz mi? İnstagramda takipçi sayısı çok olan hesaplara bir girin bakın, kimi evinin, kimi giysilerinin sadeliğini fotoğraflıyor size, kimisi yaptığı yogayı ama hepsinin ortak noktası var: birçok marka etiketlenmiş fotoğraflar… Sadelik gereksiz harcamalardan kurtulmak değil miydi? Bu hesaplar sizi harcamaya teşvik etmiyor mu?

Mobilyalardan başlayalım, büyük olasılıkla evinizi evlendiğiniz dönem moda ne ise o şekilde dekore ettiniz. Belki hiç kullanmadığınız bir büfeniz var, belki de rengini artık beğenmediğiniz koltuklarınız; şimdiyse yeni moda bembeyaz mobilyalar, sizin de salonunuz öyle olmalı değil mi? İtiraf ediyorum, sadeleşmek istediğimde benimde salon takımım bana fazla geldi, o büfeyi neden almıştım ki ya da konsolu, gerek var mıydı? Evet, aldığım zaman vardı, şimdi olmadığını düşünüyorum, peki onları atıp yenisini almak sadeleşmek mi oluyor? Tabiki de hayır, ben ne mi yaptım? Hiç bir şey…  Evet yanlış okumadınız hiç bir şey yapmadım, alma dürtümü dizginlemek dışında. Şimdi dekorasyon için gereksiz objeler almıyorum, kaktüslü porselen biblolar moda diye benimde salonumda olması gerekmiyor değil mi?

Ya giysilere ne demeli? Temel parçalar diyorlar satarken, mutlaka dolabınızda olmalı; siyah bir blazer, beyaz bir etek ya da siyah bir elbise… Sadelik siyah ve beyaz kombini demek değil ki! Rengarenk parçalarla da gayet sade olabilirsiniz. Moda diye o hiç tarzınız olmayan giysileri dolabınızda istiflemek yerine sadece size özel parçaların olması, sizi daha mutlu etmez mi? Gelelim yine bana, dolabımda vakti zamanında moda diye aldığım ama bir ya da iki kez giydiğim kıyafetlerin yerini içinde kendimi mutlu hissettiğim kıyafetler aldı. Mesela geçen yıl aldığım pantolonu o kadar çok sevdim ki neredeyse tüm sene boyunca giydim, hala giymeye devam da ederdim ancak kilo değişimi pantolonun üzerimde emanet gibi durmasına neden oldu. Bu sene gittim, aynı modelden bir tane daha aldım eskisi ihtiyaç sahibine… Her gün içinde kendimi palyaço gibi hissettiğim kıyafetler yerine artık kendimi güzel hissettiğim kıyafetler giyiyorum ve satın alıyorum. Moda mı? Çok da umurumda değil, size de tavsiye ederim 😉

Kısaca sadeleşmek, sade akımının yarattığı modayı takip etmek değildir.  Sadeleşme her yerde olsun ama moda olduğu için değil….

4 thoughts on “Sadelik Her Yerde

  1. Benim ne büfem ne konsolum var salonda 🙂 sadece yatak odamda kütüphane gibi bişeyim var. Tabak çanaklar vs mutfak dolaplarında.
    Giysileri tamamen eleyemiyroum özel bir durum sebebiyle…

    1. Kulağa çok sade geliyor, gerektiği kadar var 🙂 umarım bir gün benim içinde aynısı geçerli olur. Şimdilik sadece alma dürtümü frenliyorum, hızla başladığım fazlalıklardan arınma ise azaldı. Ancak arada elime geçenlerden, eskiden olsa belki işe yarar diye saklayabileceğim eşyaları sevmiyorsam direkt elden çıkarabiliyorum 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir