Hızlı başladım…

Sadeleşme sürecine hızlı başladım çabuk yoruldum. Hala sadeleşmeye devam ettiğimi iddia ediyorum, gerçekten öyle mi acaba?  Sadeleşme sürecine başlamamı evimin dağınıklığı tetiklemişti, evim hala dağınık, hala eşyalarım fazla geliyor peki ekim ayından beri ben ne yapıyorum sadeleşme adına? Hadi gelin birlikte bakalım, ne yapmışım ve acaba neden yorulmuşum; belki benim gibi kendini yorulmuş hissedenler vardır…

İlk başladığımda büyük bir hızla gardırobumdaki giysilerimi ayırmıştım ve tahmin etmediğim kadar elimden çıkaracağım giysi çıkmıştı ki tekrar dolabı elden geçirsem yine verilecek ya da atılacak giysi çıkar. Gardırobuma yeni tek bir parça eşya bile almadım, hepsi elimde var olup bir türlü vedalaşamadıklarım. Sadeleşme sürecinde yaptığım en güzel şey alışveriş çılgınlığımı dizginlemem oldu. Bu süreçte sadece bir çift bot aldım ve onu aldığımda da eskiyen botumu attım. Sadeleşmek için okuduğum kaynaklar alışveriş yaparken kendinizi sorgulayın, bir şey satın alacaksanız evinizde elden çıkaracağınız eşyanızı belirleyin diyordu. Evet, bu disiplini kendimde sağladım, ancak sanırım bunu yalnızca giysilerimde ve kişisel eşyalarımda yapabildim. Ama aldıklarımı da hep bir sorgu sürecinden geçirdim, önceden gördüğüm an alırdım şimdi alsam bile bir mantık süzgecinden geçiyor. Bunun en yakın örneği de bu aralar merak saldığım kahve ve ekipmanlarında gördüm. Eski elvan olsa işine ne kadar yarayacağını düşünmeden beğendiği ekipmanı alırdı, şimdi ki elvan ise önce araştırıyor ona göre seçimini yapıyor, almış olmak için almıyor.

Tek tek tüm odalarımdaki eşyaları elden geçirme planlarım ise resmen suya düştü.  Büyük bir hızla kitaplığımdan başlamıştım önce. Ayırdığım kitapları verecek kimse bulamayınca ve çöpe atmaya da kıyamayınca balkonumun kitaplığa dönüşmesi sonucuna ulaştı benim kitap ayıklama işim. Sonra annem bir arkadaşının kütüphane açmak için kitap topladığını söyledi ve benim ayırdığım kitaplar kendilerine yeni bir yer buldu. Ancak üniversite ders kitaplarım değil, onlar hala balkonumda duruyorlar. Bir ara gideyim eski kitapçıya satayım dedim ama kitapları taşımak çok zor geldi ve onu da yapmadım. Bir gün elimden çıkartabilirsem onları daha mutlu olacağım, çünkü şu anda sadece evdeki yerleri değişti ama fazlalıkları hala evimi işgal ediyor.

Kendi kitaplığımdan sonra ise oğlumun kitaplığa el atmıştım, onun kitaplarını atmak ya da vermek yerine göz önünden kaldırmayı tercih etmiştim. Okuduğum bir kitapta çocukların 8 yaşına kadar ulaşabilecekleri en fazla 8-9 kitap olması yeterlidir diyordu. Bende bunu uygulamak istemiştim ama Küçük Sıpa sağ olsun kitaplarını kaldırdığım yerden buldu ve bunlar benim kitaplarım diyerek tekrar odasına taşıdı. Oyuncaklarını da göz önünde azaltayım, oynamadıklarını kaldırayım dönem dönem değiştiririm diye düşünmüştüm ama onları da saklandıkları yerden buldu sıpa. Hal böyle olunca benimde hevesim kaçtı bıraktım odaları elden geçirme işini.

Kendimi eğitmeye ise tam gaz devam ediyorum, bulduğum her kaynağı okuyorum nasıl hayatımı basitleştirebilirim mi teorik olarak öğreniyorum işin özeti aslında. Arada bir iki parça eşyamı da elden çıkarıyorum bu arada tabi. Sonra da planlar yapmaya başlıyorum nasıl olacağına dair. Planları gerçekleştirecek zamanı kendime yaratmayınca da bırak olduğu gibi kalsın diyorum.

İyi de sadeleşmek sadece evdeki fazlalıları atmak mı?  Değil tabi ki de, sadeleşme bir yaşam stili, yaşamınızı da fazlalıklardan arındırma, hayatınızı basitleştirme. İşte bu noktada yaptığım birkaç şey var:

İlk olarak varlığı beni yoran kişileri çıkarttım hayatımdan, telefonumdan sildim, sosyal medya hesaplarımdan takiplerini bıraktım, arada gözümden kaçanlar olsa da onları da fark ettiğimde siliyorum.  Sosyal medyada ve elim telefonda geçirdiğim zamanı sınırlandırdım, deli gibi kim ne paylaşmış diye bakmıyorum ya da paylaştığım fotoğrafı kim beğenmiş diye.

Sonra da sağlıklı beslenme için çaba harcamaya başladım. Artık kahvaltılarımı evimde yapıyorum, yediğim abur cuburları azalttım ve bol bol su içiyorum. Kendim sağlıklı olmaya çalışırken doğaya karşı da duyarlılığım arttı; mesela alışverişlerimde bez torba kullanmaya çalışıyorum en azından doğaya bir atık daha çıkartmamak için. Yine doğaya atığım azalsın diye al-çık kahveleri tüketmiyorum, onları da zaten genelde sabah işe giderken alırdım; şimdi sabah kahve içmek istiyorsam evde termosuma koyup çıkıyorum.

Ve gelelim benim için en güzel sadeleşme anına… Sadeleşme önerilerinde hep günlük tutun diyorlardı. Önceleri buna anlam verememiştim, günlük ile sadeliğin ne bağlantısı olabilir ki dedim. Bir bağlantısı olacağına inanmasam da yazmayı sevdiğim için öneriyi uygulamaya karar verdim, 2017’ye başladığımızdan beri yazıyorum ve gerçekten işe yarıyor. Tabi bu günlükler ortaokul sıralarında yazdığım bugün o bana bunu dedi, ben şöyle baktım şeklinde değil; günün sonunda o gün beni en çok ne mutlu ettiyse onu yazıyorum, ya da tam zıttı en çok neye sinirlendiysem onu. Mutlu anları yazdığımda tekrar hatırladığım için günü yüzümde gülümseme ile bitiriyorum. Sinirlendiren olay, kişi ne ise onu yazdığımda da inanılmaz rahatlıyorum. Sanki yazıya dökülünce bedenim üzerindeki negatif enerjisi gidiyormuş gibi hissediyorum. Ve bu yazının uzunluğundan da tahmin edeceğiniz üzere yazmaya başladığımda daha çok yazmak istiyorum.

Yoruldum ama sanırım sadeleşmeyi hayat felsefesi haline getirmeye başlıyorum, eşya olarak fazlalıklardan tam anlamıyla arınmamış olsam da düşüncelerimin ve hayata bakışımın değiştiğini fark ediyorum… Ve artık en sevdiğim slogan, sadeleşmek güzeldir 🙂

2 thoughts on “Hızlı başladım…

  1. Yazmak terapi çeşidi bence..
    Ben de sadeleşme minimalizm sakinliğe taktım epeydir… İyi gidiyor… ara ara kendime kızdığım şeyler oluyor ama içimdeki yavruyu ürkütmeden ilerliyorum 🙂 içimdeki yavru ıncır gıncır seviyor. bazen de ya lazım olursa ya kıtlık çıkarsa korkusu var o yavrunun :)) ama o kadaaarrr çok da vermeyi seviyorum ki..neredeyse her gün evden göndricek bişi buluyorum 🙂
    bloguma beklerim..benim de sadeleşmeyle ilgili yazdığım yazıya beklerim özellikle..
    hoşkalın

    1. sizin blogunuza ara ara girip okuyorum, ilk zaten sadeleşme ile ilgili yazınız sayesinde keşfetmiştim… gerçekten yazmak en güzel terapi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.