Minimal Doğum Günü Partisi

Az, çoktur…

Her yerde görüyoruz bu iki kelimeyi artık, kimi zaman anlamının tam tersi olacak şekilde bizi tüketime teşvik eden bir reklamda, kimi zaman da tam da anlatmak istediğini ifade eden minimalizm yazılarında, konuşmalarında… Peki, azın çok olduğunu çocuklarımıza da öğretebilir miyiz gerçek anlamıyla ya da öğretebilmek mümkün mü çevremizde bu kadar çok tüketimi teşvik eden unsur olunca?

Tüketim odaklı bir yaşam tarzımız olduğunun en somut örneği bana göre doğum günü partileri… Oyuncaklar ve her çeşit kıyafeti alarak çocuklarımızı tüketime yeteri kadar yönlendirdiğimiz yetmezmiş gibi bir de konsept doğum günü partileri çıkıyor karşımıza.

Bende yaptım, yapmadım uzak durdum dersem yalan söylemiş olurum ama minimalizm ile tanışınca akıllandım diyebilirim. 1 yaş doğum günü dünyanın en önemli olayı gibi aylar öncesinden araştırmalara başlamıştım, konsept ne olmalıydı, evde mi yapmalıydım, kimleri çağırmalıydım gibi bir çok sorunun cevabını araştırır olmuştum. Doğum günü için etiket yaptırmaya karar verdiğimde ve teklif edilen satış fiyatını gördüğümde bende yaparım diyerek bana 100 TL verilen işi 6 TL’ye mal etmiştim 2014 yılında. Pastasını yaptırtıp karşıma çıkan basit süslemeyi görünce ise bunu bende yapardım demiştim.

Sonra 2 yaş geldi, ilk doğum gününden edindiğim tecrübe ve aldığım hevesle hiç etiket işine girmemiş, pastasını da kendim yapmıştım. Ama şu anda gereksiz bulduğum doğum günü hediyeliği olarak kokulu taşlar yapmaktan uzak kalamamıştım. 3 yaş doğum gününde ise sadece pastasını kendim yaparak aile içinde keyifli bir gün geçirmiştik.

4 yaşa geldiğimizde ise okula başladığından doğum gününü yalnızca okulda kutlamaya karar verdim. Pastamızı yaptırıp okulumuza gittik ve arkadaşlarıyla oyunlar oynayarak keyifli bir gün geçirdi oğlum. Ancak yine unuttuğum bir şey vardı: Oğlum Ekim doğumlu ve okulunda ilk doğum günü kutlanan çocuktu, doğum gününde pasta ve arkadaşları yetmişti ona, sonrakileri görünceye kadar. Sonraki kutlanan doğum günlerinde aileler konsept yapmaya karar vermişler (evet, okul konsept olup olmamasını ailenin seçimine bırakıyor) kimisi örümcek adam, kimisi batman, kimisi prenses çocuk ne seviyorsa doğum gününün kahramanı oydu yani. Ve oğlum bu doğum günlerinden sonra kendi doğum günün ne zaman olacağını sormaya başladı. Nedeni ise doğum gününde örümcek adamın gelmesini istemesiydi ki ne örümcek adamın çizgi filmini izlemiştir ne de herhangi bir oyuncağı vardır evde, sadece arkadaşlarının doğum gününde geldiği için onun doğum gününde de gelmeliydi.

Siz çocuğunuzu ne kadar sade olmasını isterseniz isteyin, yaşadığı topluluğa duyarsız kalamıyorlar. Topluluğun kendi kendine oluşan kurallarına bağlanıyorlar, tüketime teşvik eden partiler gibi. Neden bu kadar tüketmeye ve gösterişe odaklıyız? Doğum gününde sadece pasta ve müzik olsa çocuğumuz eğlenmez mi?  Kaldı ki eğleniyor yaşayarak gördüm; günlerce anlatmıştı doğum gününü. Neden illa kostüm giymeli çocuklar, organizatör gelmeli ve pastası illa ki sevdiği kahraman ile süslü olmalı? Çocuğunuz sadece pastanın tadına varsa, oyun oynamayı organizatörlerden değil arkadaşlarından öğrense olmaz mı?

Siz kendi çocukluğunuzu hatırlasınız yeter aslında: bizim zamanımızda kahramanlarla süslü pastalar yoktu, pastaneden alınan pasta bile lükstü, annelerimiz yapardı en lezzetli pastayı, arkadaşlarımız gelirdi eve gönlümüzce eğlenirdik… Tekrar aynı konsept; ev konsepti, doğal konsept doğum günü partileri olsa ne dersiniz?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir