Alaçatı Ot Festivali…

Geçen haftaki yazımda Alaçatı Ot Festivaline gideceğimizden bahsetmiş ve sizlerle resimleri paylaşırım demiştim ama ne yazık ki umduğum gibi olmadı ne fotoğraf çekebildim, ne de doya doya gezebildim. Hemen sonuca geldim değil mi? En iyisi en baştan anlatmak…

28-29 Mart haftasonuna denk geliyordu festivalin son 2 günü. Bizde bu günlerden birinde gideriz diye düşünmüştük. Hava durumuna bir baktık; haftasonunu sağanak yağışlı gösteriyor. Yağmur olunca gitmekten vazgeçmiştik, bir dahaki seneye gideriz diyorduk ki cumartesi sabahı güneş bize yüzünü gösterdi. Güneşi görünce dayanamadık atladık arabaya Çeşme yolunu tuttuk. İşte ilk hata burada o güzel güneşe kanmak oldu 🙂

Alaçatı’ya vardığımızda güneş yerini yağmura bıraktı. Deli bir yağmur yoktu ama o kalabalıkta şemsiye açmak bile dertti. Neyse park ettik arabayı yürümeye başladık. Alaçatı’nın girişi resmen bir kermes havasındaydı; stantlarda kekler, börekler, ev yapımı reçeller falan satılıyordu. Girer girmez birbirimize ilk sorduğumuz soru: ‘hani ot festivaliydi, otlar nerede’ oldu. Elimizde Küçük Sıpamın bebek arabası, kalabalıktan ürküp arabaya oturmak istemeyen Küçük Sıpam kucakta, yağmur nedeniyle diğer elimde şemsiye… Yok dedim olmayacak, arabayı ve şemsiyeyi babaya verip yürüyelim dedik ama bu sefer de Sıpam şemsiyeyi tutmak istiyor. Neyse bir 100 metre anca gitmişizdir, kermesimsi alandan uzaklaşalım, Alaçatı pazarına doğru yürüyelim dedik. Ancak o da mümkün olmadı, yine bir 100 metre adım adım ilerleyip en iyisi pes edelim oturalım bir yere diye karar verdik. Bizden önce Alaçatı’ya varan arkadaşlarımızı aradık nerelerdesiniz diye onlardan da ‘oturacak yer arıyoruz’ diye duyunca Alaçatı maceramıza son vermeye karar verdik.

Ee o kadar yol gittiniz, kalabalığı görünce korkup kaçtınız mı, diyorsunuz. Evet kaçtık. Daha sakin olduğunu düşündüğümüz Urla’ya gidip yemek yiyelim dedik. İyi ki de öyle yapmışız, meğer cumartesi günü Urla Pazarı varmış. Alaçatı’da göremediğimiz otu Urla Pazarı’nda görüp hem gözümüzü doyurduk, hem de haftaiçi için buzdolabımızı. Canınız ot çekerse, hem de taze olsun derseniz her hafta kurulan Urla Pazarı’nı şiddetle tavsiye ederim.

 

urla pazarı

İşte böyle geçti Alaçatı maceramız, kalabalık, yağmur ve kucağımda Küçük Sıpamla ne yazık ki hiç fotoğraf çekemedim. Çektiğim tek fotoğraf yukarıda gördüğünüz Urla Pazarı’nda çekmiş olduğum otlar… Bir daha Alaçatı Ot Festivaline gitmek mi? Teşekkür ederim, ben almayayım. Ama gitmek isteyenlere de tek tavsiyem yağmur olursa hiç evinizden çıkmayın…Bir daha ki gezinin daha keyifli olması dileğiyle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.