Yavaş Yaşam ve Hobiler

Dijital çağın yoğunluğu ve hızı, bize yavaş yaşamı bir lüks olarak pazarlamaya başladı.  Boş zaman aktivitileri, zamanı durduran uğraşlar bir anda sanki yeniden keşfedildi. Kendi kabuğumuzda hobilerimizi yaparken, bunları yavaş yaşamın bir parçası olarak  sunmaya başladık. Çünkü moda yavaş yaşam.

Peki gerçekten moda olduğu için mi bir anda herkes sakinliği aramaya başladı yoksa hepimiz teker teker dijital çağın yorgunluğunun farkına mı varıyoruz? Sanırım her ikisi de doğru. Kimimiz yeni trendi kaçırmak istemiyoruz, akışımızı yavaş yaşam mottoları ile dolduruyoruz. Kimimiz de yorgunluğumuzdan bu yeni akımı seve seve kabullendik.  Belki yaş aldıkça hızın o kadar da önemli olmadığını fark ediyoruz.

Moda olmasının en güzel yanı ise yeni hobi arayışında olanlara seçeneklerin önüne dağ gibi yığılması. Gerçi bu yığın, bir karar yorgunluğuna yol açıp başlamayı ertelemeye sebep olabiliyor, o da ayrı bir konu. Yine de şahsen, yapabileceğim alternatiflerin önüme çıkmasının güzel olduğunu düşünüyorum. Örneğin son bir yıldır favori hobim örgüde, ne yapsam diye düşünürken akışıma düşen modelleri denemek bana iyi geliyor. Orada da bir dijital istifçilik yolundayım galiba ama hayırlısı diyelim.

Kendimi bildim bileli hobiler arasında gezinirim. Aileme göre maymun iştahlıyım, bana göre yaratıcı yanım oldukça aktif 🙂 Yeni hobi denemek her zaman için beni mutlu ediyor, tabii her hobi beraberinde bir yığın ıvır zıvırı da getiriyor. Bugüne kadar yaptığım hobileri kısaca anlatmaya geldim size, belki yeni hobi arayışında olanlara fikir verir. Belki yavaş yaşama geçmek, an’da kalabilmek için size ilham olurlar… Yaptığım hobiler odaklanmayı ve an’da kalmayı garantiliyor bana göre.

Takı Tasarım ya da Boncuklarla Tasarım

Üniversite zamanlarında takı tasarımı oldukça popülerdi. Mahalle aralarında boncuk dükkanları açılmıştı ve o dükkanlarda aldığınız boncuklar karşılığında kolye, bilezik, küpre falan yapmayı öğreniyordunuz. Ben de o dönemde bol bol kolye ve küpe yapmıştım. Renkler, boncuklar, farklı boyutlar ve sonsuz ilham… Misina, mumlu ip, iğne, halkalar, klipsler falan derken kendinize bir dünya kuruyordunuz. Yaptıklarınızın takılabilir olması ise ayrı bir keyifti. O dönem arkadaşlarıma doğum günü hediyelerim yaptığım kolyeler olmuştu.

Puzzle

Yine üniversite zamanlarımdan bir hobim ve en sevdiklerimdendi. Küçük parçalardan bütüne ulaşmanın hazzı, tamamlandıktan sonra karşısına geçip izlemek… Hepsi çok keyifliydi. Onlarca puzzle yapmıştım ve stres azaltmaya da birebirdi. Aynı puzzle’ı yapmayı sevmediğimden bitirince yapışıtırıyordum. Kimisi yatak altında kimisi evin duvarlarında yerini buluyordu. Hatta annemin yazlığında hala asılı olanlar var 🙂 Puzzle, başlangıç dışında masrafı olmayan yegane hobi sanırım. Yaşadığım ülkede puzzle exchange günleri var, belki sizinde yaşadığınız yerlerde vardır. Bitirdiğinizde benim gibi tekrar yapmak istemiyorsanız, duvarınıza da asmayacaksanız gidip elinizdekini değiş tokuş yapıyorsunuz. Br kutuya para verip onlarca yapma ihtimali, bence harika bir fikir.

Kanaviçe

İşte en sevdiğim hobim. 2013 yılında başlayıp yıllardır devam ettiğim tek hobi kanaviçe oldu. Özellikle pandemi dönemindeki üretim hızım arşa çıkmıştı. Ne yazık ki maliyetli bir hobi; ipi, kumaşı, iğnesi derken masraf alıp başını gidiyor. Bazı modellerde 50’den fazla renk kullanıldığını düşünürsek, günümüzde biraz pahalı bir uğraş haline geldi. Yine de benim için vazgeçilmez.

Pastacılık

Evet, bunu da denedim. Oğlumun birinci yaş gününde sipariş ettiğimiz pastanın fiyatını ve sonucunu görünce bunu bende yaparım ne olacak demiştim. Ve oğlumun ikinci yaş gününden önce bir günlük bir atölyeye katılıp püf noktalarını öğrenmiştim. Sonra iki doğumgünü pastasını kendim yaptım. Aslında zevkli bir hobiydi, göç ettiğimiz sırada malzemeleri nereye koyduğumu unutunca arşivin tozlu raflarında kaldı. Şeker hamuru pasta yaparken, hamura şekil vermek için gerekli ıvır zıvırları bulursam belki tekrar deneyebilirim.

Çini

Göç etmeden önce başladığım, ama sadece dört ay kursa gidebildiğim hobim. Çini çok keyifliydi aslında. Deseni seçip onu tabağa, vazoya ya da bardağa resmetmek; renkleri tahmin etmek ve fırından nasıl çıkacağını merakla beklemek… Her aşaması ayrı b,ir heyecandı. Çini yaparken kullandığınız boyalar fırınlandıktan sonra renk  ya da ton değiştiriyor, o yüzden fırından önceki halini acemiyken tam kestiremiyorsunuz. Eğer taşınmasaydım, muhtemelen devam ederdim.

Resim, Benim için Dijital Çizim

En pahalı hobilerden biri bana göre. Yeteneğinizin olmasını geçtim, kullandığınız boyanın kalitesi bile çiziminizi farklı gösterebiliyor. Suluboya, pastel, kuru boya ve dijital çizimi denedim bugüne kadar. En sevdiğim ise kesinlikte dijital oldu. Tek masrafı dijital çizimde kullandığınız cihaz ve yazılım, ayrıca saklama derdi de yok. Yine de boyanın kağıdın üzerindeki dönüşümünü izlemek daha keyifli. Dijitalde hata yaptığınızda geri almak kolay, ama gelenekselde bu tamamen becerinize bağlı.

Ve Örgü

Son zamanlardaki favori hobim. Televizyon izlerken bile yapabiliyorsunuz daha ne olsun 🙂 Gerçi yavaşlamak için hobi demiştim ama örgü bonusu olsun; her yerde her şekilde yapabilirsiniz. Kendine ait bir alana ihtiyacı yok örgünün, sadece ipleri istiflemek gibi bir huyunuz varsa onları depolama çözümü bulmalısınız. Ve size kötü bir haberim var, örgüye gönül verince renk renk ip almadan duramıyorsunuz…

Hobilerimin sonuna geldik ama denemek istediklerimin sonu gelmiyor. Bir kaç senedir karşıma çıkan minyatürleri yapmak istiyorum. En sonunda geçen hafta kendime minyatür bir kitapçı aldım. Henüz yapmaya başlayamadım; çünkü bu hobi biraz alan ve sabır istiyor. Küçücük parçaların boyanması ve kuruması gerekiyor. Bakalım ne zaman yapmaya başlayacağım ve yeni hobim olacak mı?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir