Radyo

Hanzade, dedesinin evine gidip onun eski radyosuyla oynamayı çok severdi. Dedesi, o radyonun ona büyülü bir kapı açacağını söylemişti. Hanzade bu sözden sonra dedesini her ziyaretinde radyoyu kurcalar bir kapı görmeyi umut ederdi. Bir gün çalışmayan radyodan şarkılar duymaya başladı, dedesi yanına sessizce yaklaşıp ‘artık kapı açılmaya hazır, radyoyu evine götür’ dedi. Eski radyoyu alıp […]

Gül

Ayrılığımızın kırkbeşinci günü, beni bırakıp gitmeseydi, birlikteliğimizin beşinci yılını kutluyor olacaktık bugün. Alışamadım yalnızlığa; hala sol yanım onu arıyor, hala kahvemi içerken ona da bir fincan koyuyorum, hala diş fırçası banyoda duruyor. ‘Bitti artık’ dediğinde evdeki tüm eşyalarını topladı, bir tek banyodaki diş fırçası kaldı bana, bir de evin her köşesinde bize ait anılar… Acaba […]

Cansız

Sepete giremeyen elmalar gibi hissediyordu kendini; cansız, çürümüş, kendisi gibi olanlarla yerde, kaderine terk edilmiş. Aslında her şey, sepetteki elma olmak istemesiyle başlamıştı. O da herkes gibi en iyisi olmak için yarışmıştı, en iyi okullar, en prestijli iş, en güzel ev, en iyi aile… Tüm en iyiler onun olmuştu kısacık yaşamında, sadece en mutlu olan […]